Ne ümitle gelmiştim yaşadığın şehire Anı değil kendime ancak sabır ayırdım Göz yaşlarım akarken gönlümdeki nehire Ağlamaklı bir halde Ankara’dan ayrıldım
Sen tatlı sürprizleri severdin biliyordum “Nasıl olsa bulurum” diyerek geliyordum Oldukça neşeliydim her şeye gülüyordum Ağlamaklı bir halde Ankara’dan ayrıldım
Gezdiğimiz yerlerde aradım bulamadım Dostlarıma sözüm yok ben mutlu olamadım Bir haftaydı niyetim iki gün kalamadım Ağlamaklı bir halde Ankara’dan ayrıldım
Boğuluyor gibiydim daha fazla kalmadan “Gidiyorum” diyerek haber bile salmadan Kimseye söylemeden valizimi almadan Ağlamaklı bir halde Ankara’dan ayrıldım
Uzun lafın kısası yana yana kızarak Üzüntümden hırsımdan tende cana kızarak Hem kendimi suçlayıp hem de sana kızarak Ağlamaklı bir halde Ankara’dan ayrıldım
Sebebini anladım bu zamansız gidişin Biraz ümit olsaydı “Yalvarırım dön” derdim Şunu bil ki elvedan başlangıcı bitişin Yüreğimi seninle Ankara’ya gönderdim
Uzun uzun yolları büyüttükçe gözümde İsyanım destan oldu en ufacık sözümde Ne bende huzur kaldı ne tebessüm yüzümde Yüreğimi seninle Ankara’ya gönderdim
Yıllar önce gelseydik ikimiz bir araya Elbet merhem bulurduk bu kapanmaz yaraya Seni sultan eyleyip gönlümdeki saraya Yüreğimi seninle Ankara’ya gönderdim
Yazan yazmış kaderi madem kendi eliyle Hiç kimse bir tutmasın seveni bir deliyle Hasretimin yangını gözlerimin seliyle Yüreğimi seninle Ankara’ya gönderdim
Şimdi senden son arzum ara sıra an beni Seni mutlu bileyim sen de öyle san beni Bende kalan bir beden terk eyledi can beni Yüreğimi seninle Ankara’ya gönderdim